TÖVBEKAR

TÖVBEKAR

Matemin rengini astım duvara.

Gecenin karanlığında boş duvarda nasırlı izler bıraktı.

Umursamaz görünmeye çalışma, hayat dediğin iki tatlı kaşığına ilave ettiğin hüzünden ibaret.

Çoğu şeyi sildiğimizi düşünürüz kimi zaman, geçmişle dün arasından.

Ufacık bir tesadüfle bozuyoruz yeminimizi, antlar içtiğimiz tövbelerin tövbekârıyız aslında.

Yazı uğurlayan Sonbaharın bekçileriyiz, kanımız çekiliyor gururdan.

Bedel istemem; ölüm yok ucunda, ayağa kalktığım müddetçe dönmeyeceğim.

Sesimi titreten hasret,

Özrünü lütfetmez.

Kalanım, yaktığım kibrit çöplerinde adını yazdım asfaltlara.

Perişanlık çekme, bende çekmeyeceğim.

Hazin öykülerin sonu nasıl biter bilirsin, illaki biri ölecektir sevenin.

Yarım kalacaktır sevda mahkûmiyetleri, yazan böyle yazmışsa isyan kime?

Hükmü kesenle aşık atmak, kimin haddine!

Kavuran özlemim,

Bağışlamanı beklemez.

Lisanımdaki garezi maruz gör, iblislerin cirit attığı bir çukurdan gelmeyim.

Üstümün vahimliği, saçlarımı ıslatan yağmurun coşkun sevinci,

Zorluyor beni düşmeye.

Keskin bıçak yaram,

Dokunuşuna inanmaz…

-SEMRA ŞENOL

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir