30 Ağustos 1922’de gerçekleşen Büyük Taarruzun Zafer Bayramı ilan edilişi !

Tüm yurdu bayrağımızla donatan, coşkuyla ve sevinçle kutladığımız 30 Ağustos Zafer Bayramı bu gün itibariyle 97. yıl dönümünü kutluyor.  Yurdumuzda ve KKTC’de ve dış temsilciliklerde törenler düzenlenerek kutlanan 30 Ağustos Zafer Bayramı ve Türk Silahlı Kuvvetleri Günü, ülkemizin kuruluş başarısını bir kez daha bizlere hatırlatıyor.

97 yıl boyunca minnetle, coşkuyla ve mutlulukla kutladığımız bu özel gün milletimizin yeniden ayağa kalktığı başarı öyküsünün bir parçası.  1926 yılında yayınlanan genelge ile tüm yurtta ve cihanda 30 Ağustos’un hatırlanması güvence altına alınmıştı.

5 gün 5 gece süren Büyük Taarruzun 30 Ağustos 1922’de Türk Ordusunun kesin zaferi ile sonuçlanmıştı.  Bir milletin küllerinden yeniden doğuşunu simgeleyen Taarruz, büyük bir gizlilik titizlikle yürütüldü.  Büyük Taarruzun tarihini ve planını sadece Gazi Mustafa Kemal Paşa ve yanındaki iki yakın asker arkadaşı dışında kimse detaylara sahip değildi.

Ankara’da yer alan Türkiye Büyük Millet Meclisi dördüncü kez Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya olağanüstü yetkilerle Başkomutanlık unvanı verildi.  Büyük Taarruz’un kesin tarihini gizleyen ve sürekli erteleyen Gazi Mustafa Kemal Paşa şöyle diyordu,

Yarım hazırlıkla, yarım tedbirle yapılacak saldırı, hiç saldırı yapmamaktan daha kötüdür!

200 bin Türk Ordusu nihayet toplandığında, dışarıdan yabancı birisinin söylediğine göre “Türk ordusu çıplak denilecek derece de kötü giydirilmişti”.

Başkomutan Mustafa Kemal Paşa 16 Haziran 1922’de Büyük Taarruza karar verdiğinde bunu sadece İsmet İnönü, Fevzi Çakmak ve Kazım Özalp’e bilgi verdi.  Savaşın planına göre Taarruz tam bir baskın şeklinde gerçekleşecek, Yunan ordularının İzmir’le olan ilişkisi kesilecekti.

15 Ağustosa kadar hazırlıkların tamamlanmasını isteyen Başkomutan Mustafa Kemal, Akşehir’de ordu takımları arasında yapılan futbol maçını seyretme bahanesini öne sürerek diğer komutanları bir araya getirdi.  Taarruz planını ve ayrıntılarını anlattığında Nurettin Paşa hariç diğerleri uygun bulmamış ve kötü sonuçlanacağını açıklamışlardı.

Başkomutan Mustafa Kemal kararından vazgeçmeyerek;

“Tarihe karşı bütün sorumluluğu ben kendi üzerime alıyorum” diyerek toplantıyı bitirdi.

Hazırlıkların tamamlanmasına rağmen Başkomutan Mustafa Kemal son bir kez barış teşebbüsünde bulundu.  Fethi Okyar’ı Avrupa da bağlantı kurması için yolladı.  Paris ve Londra’da soğuk bir biçimde karşılanan ve iyi niyetlerinini geri çevrildiğini Ağustos’un ortalarında hükümete verdiği raporda bizzat belirtti.

Milli amaçlarımıza ulaşılması ancak askeri faaliyetlerle gerçekleşecektir, başka incelemeye ve yoruma gerek yoktur!

Taarruz için düğmeye basıldığında Mustafa Kemal Paşa 17/18’e bağlayan gece Ankara’dan otobüse binerek gizlice ayrıldı. Gidişini sadece bir kaç kişi biliyordu, hatta aldanmayı sürdürebilmek için 21 Ağustosta paşanın Çankaya’da çay partisi verdiği gazetelerde haber olarak çıktı.

20 Ağustos’da Akşehir’de olan Paşa, diğer komutanları toplarak 26 Ağustos sabahı taarruzun başlayacağını harita üzerinden göstererek bildirdi.   21 ve 22 Ağustos boyunca çadırında Çalıkuşu’nu okuyan Başkomutan Mustafa Kemal Paşa bir nevi savaş öncesi inzivaya çekilmişti.

Tarih 25 Ağustos’u gösterdiğinde Anadolu’nun üzerine bir ölüm sessizliği indi ve bütün dış bağlantılardan koptu.  Türk birlikleri o gece düşmana 400 metreye kadar yakınlaşmış pusuya yatmıştı.  Saat 4.30’u gösterdiğinde Mustafa Kemalpaşa, Kocatepe’nin zirvesine gün doğmadan çıkmıştı.  Türk topçusu ateşe başladığında Yunan orduları uykularından yeni uyanıyorlardı.

Mustafa Kemal Paşa 27 Ağustos Pazar günü sabah erken saatlerinde 57. Tümen Komutanı Albay Reşat beyi arayarak “Niçin hedefinize varamadınız?” diye sordu.  Albay Reşat bey yarım saat içinde Çiğlitepe’yi alarak hedefine varacağını söyledi.

Mustafa Kemal Paşa yarım saat sonra tekrar aradığında telefona başka bir asker karşılık verdi.  Albayın bıraktığı notu sesli şekilde okudu.

Yarım saatte size o mevzileri almak için söz verdiğim halde sözümü tutamamış olduğumdan dolayı yaşayamam

Albay Reşat Bey sözünü tutamamanın mahcubiyeti ile kendi silahıyla intihar etti.  Akşam saatlerinde ise Çiğiltepe çoktan Türk Ordularına aitti.  Yunan orduları geri çekilerek İzmir’e doğru kaçarken Başkomutan Mustafa Kemal Paşa Türk ordularına tarihi emrini verdi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Orduları… Afyonkarahisar-Dumlupınar Büyük Meydan Muhaberesi’nde zalim ve mağrur bir ordunun esas unsurlarını inanılmayacak kadar az bir zamanda imha ederek büyük ve necip milletimizin fedakarlıklarına layık olduğunuzu ispat ediyorsunuz…

Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!…

Öyle büyük, öyle muazzam bir zaferdi ki, Türk ordusu Akdeniz’e girerek Yunan ordularını yalın ayak denizden döktü.  Kuvayi Milliye Destanı yazılırken yurdumuz düşman işgalinden temizlenmişti!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir