GEÇ KALDIĞIM…

 

GEÇ KALDIĞIM…

Geç kaldığım, sevdasına bir türlü doyamadığım.

Nasılsın?

Bu gün gözkapaklarımın ardında suretinin en manalı halini gördüm.  Hatırıma düştün birden bire, kalbim bir anda kuş olup uçuverdi yanına.

Beni karşıla olur mu?

Yaban ellerde öyle boynu bükük, kimsesiz erguvanlar gibi bırakma.  Kokum sinen de can bulsun diye bütün telaşım, yoksa neyime seninle bir olabilmek.

Havari ellerim ceplerime ağır gelirken kilometrelerce boyunca volta ata ata yürüdüm. Başımda gök rengi gümüşi bulut öbekleri, solgun çuha çiçekleri! Midemde inceden bir sızı, sanki sindiremediğim bir sözden geri kalanı.

Bir yanım baş veren güneş tarlaları, bir yanımsa kanyonların yalnızlığı.

Can şenliğim, daha da mı gelmeyeceksin?

Arayıp soramam halini, bilmek istesem de ne yaptığını, kimle yandığını. Kırıldığım yerden yaklaşamam sana, duvarları aşacak cesareti basiretsiz gururumda bulamam.  Ancak her güzel şeyi sana ithaf ederek yürürüm.  Tabanlarım ağrıyana, genzim yolların tozuyla dolana kadar şikayet etmeden yürürüm.

Acıklı bir hayat yaşadım derdim soranlara, kendi yalanıma kendim uydum bana kalırsa. Cüret edemediklerimin yüzeysel sancılarında buldum kabahati.

Menfur bir hastalığa tutuldum, geç kaldığım.

Korunmasızım sinir uçlarımı deşen yoksunluğa, zannederim ki bu illet beni götürecek tez elden…

 

  • Semra Şenol

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir