“Hocam olarak girdiğiniz eve Babam olarak giremezsiniz” diyen Nazım Hikmet’in Karşı Çıktığı Destansı Aşk…

641 Gösterim

‘Kavuşursan Meşk olur, kavuşamazsan Aşk’, tarihe geçmiş bir çok aşkın ortak noktası ayrı düşmeleriyle sonuçlanmıştır.  Hüsran ve ayrılık aşkın harcını oluşturduğu söylenirken, büyük şairlerimizin sevdaları daha bir ayrı büyüktür. Onlar hüsranla sonuçlanan aşklarını dizelerine aksettirerek yılları, yolları aşmasını sağlamış ustalardır.

Tarihimizin belki de en büyük kaçışını, yakışık almayanı, örnek gösterilmeyen aşkını yaşamış Yahya Kemal Beyatlı ve Celile hanım’dı.  Onlar asla birleşmemiş, kavuşamadıkları için adı aşk olmuş bir hikayeye sahipler.

İstanbul sosyetesinin en gözde kadınlarından biri olan Celile hanım, yaptığı resimlerle sanatla iç içe geçmiş bir kadındı.  Aynı zamanda Türk şiirinin en önemli şairlerinden biri olan Nazım Hikmet’in de annesiydi. 1900 yılında Osmanlı hükûmetinin o dönemlerinde meşhur valilerinden biri olan Nazım Paşa’nın oğlu Hikmet Beyle evlenmişti.  Bu evliliğin sonucunda kollarının arasına Nazım Hikmet’i olan Celile hanım, 1916 yıllarında eşiyle arasında büyük uçurumlar açılmıştı.

Yahya Kemal ile Celile Hanım’ın yolları ilk kez yine aynı yıl 1916’da bir Bektaşi dergahında kesişti.  Her ikisi de dostlarının aracılığıyla gittikleri toplantıda ilk bakışta birbirlerine aşık olmuştu.  O sıralarda boşanmak üzere olan Celile hanım kendisinden 4 yaş küçük olan Yahya Kemal’e tutulmuştu.

Yahya Kemal aynı zamanda Heybeliada Bahriye Mektebinde okumakta olan Nazım Hikmet’in hocasıydı.  Mektepten hafta sonları annesinin yanına çıkan Nazım, Yahya Kemal’den özel ders alıyordu.  İkilinin giderek birbirlerine yaklaşmasıyla birlikte eşinden boşanan Celile hanım kendisini bu aşka tamamen kaptırmıştı.  Nişantaşı’ndaki evinden sevgilisini Ada’daki evi arasında mekik dokuyor, kimin ne diyeceğini düşünmüyordu.

Nazım Hikmet’e Türkçe ve şiir dersleri vermeyi sürdüren Yahya Kemal, ela gözlü Celile hanıma çoktan abayı yakmıştı. İki aşığın arasındaki bağ giderek güçlenirken Bahriyeli Nazım’ın gözünden kaçmaz.  Mektep de bu büyük aşk duyulmuştur, Nazım’ın arkadaşı olan Necip Fazıl hocasının karşısına çıkarak şu sözlerle hocasını alaycı bir dille uyarır.

“Hocam, kibrit suyu içerek intihara kalkıştığınızı duyduk… Sınıfın bu durumdan duyduğu derin üzüntüyü size söylemek isterim…”

Hocasına yaptığı çıkışla kodes adındaki tahta dolaba gönderilir.  Necip Fazıl’ın ceza almasından bir gün sonra Nazım, Yahya Kemal’in pardösüsüne bir not bıraktı.

“Hocam olarak girdiğiniz bu eve babam olarak giremezsiniz…”

Bu not yüzünden bir süre eve gelip gitmeyi bırakan Yahya Kemal, Bahriyeli Nazım’ın karşısına çıkmaya tedirgin oluyordu.  Celile hanım ise yaşadıkları aşk onu dillere düşürmesine rağmen yine de vazgeçmedi.  Oğlunun karşı çıktığı bu ilişkiyi evlilikle sonuçlandırmak isteyen Celile hanım, evlilikten her daim korkan Yahya Kemal’i bir türlü bırakamıyordu.

Yahya Kemal ise en yakın arkadaşı Yakup Kadri’ye içini şu sözlerle döktü.

 “Bu kadar dile gelmiş bir kadınla ben nasıl evlenebilirim? Sonra herkes bana ne gözle bakar?”

Bu izleyen günlerde ise Celile bir mektup göndererek 3 yıl boyunca süren bu aşkı sonlandırdı.  Terk edilmekten büyük üzüntü duyan Celile hanım Paris’e kaçarak onu unutmaya çalıştı.

Yahya Kemal ise İstanbul’da kaldı.  Hayatına giren bir çok kadına rağmen asla evlenmedi.  Öldüğünde ise evrakları arasından çıkan bir zarfın içinde kurumuş bir gül ve iki yaprak çıktı.  Yanındaki notta ise şunlar yazılıydı.

“Bu zarfın içindeki hatıra, 19 Ağustos 1930’da Sirkeci garında gece saat 10’da veda ettiğim aziz bir kadının göğsündeki çiçektendir… Koparıp verdiği bu iki yaprağı daima muhafaza edeceğim…”

Ünlü Şair Yahya Kemal’in her zaman ölümle ilişkilendirilen Sessiz Gemi şiiri, aslında Celile hanıma yazılmış dizelerdir.  Aşık olduğu kadının Ada’dan İstanbul’a geçerken bindiği geminin arkasından bakmak zorunda kalan Yahya Kemal, aşkın ölümle birleştiğini özlemiyle anlatmıştı.

Sessiz Gemi
“Artık demir almak günü gelmişse zamandan…
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan…
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol…
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol…
Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli…
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli…
Biçare gönüller!.. Ne giden son gemidir bu…
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu…
Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler…
Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler…
Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden…
Birçok seneler geçti dönen yok seferinden…”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir