KARŞILIKSIZ GARİP!

KARŞILIKSIZ GARİP!

Bir gün muhakkak tanıyacaksın.

Sende bileceksin, cehenneme gidecek olan beni. Köşe başlarını tuttuğum caddelerin tozunu, taze ekmeklerin mahalle aralarını saran kokularını takip ettiğimi.

Ümidim tükenmez, mutlaka yakalayacaksın beni.

Oturduğun sıranın arkasında, çay içtiğin sahilin karşısında, yedi tepeli İstanbul’un ağlamaklı kız kulesinde.

Sormayacaksın, kimim, neciyim diye.

Tuhaf bir aşinalığın ötesine geçmeyecek, zoraki tanışıklığımız.

Mesela, asla çözemeyeceksin gözlerimin rengini. En başta mavi diyeceksin, sonra karar değiştirip yeşilin üstünde duracaksın.

Kestaneye kaçan kehribar rengi gözlerim de gücenecek sana ister istemez. Bir kerecik alıcı bir bakış, içten bir gülümsemeyle süzsen yüzümü, aralardın gizemli sırlarımın perdesini.

En basitinden adım Gonca desem, inanacaksın. Uzaktan gelen bir tanıdığın diyeceğim, kafanı sallayıp geçeceksin. Uzaktan uzağa besleyip büyüttüğüm, kucağımda ninniler söyleyerek avuttuğum aşkı.

Bakışlarımda yakalayıp, ellerinden tutmayacaksın.

Yedi yılın her gününü, karşına çıkabilmek ‘Buradayım, bir baksana bana’ demek için saydığımı da anlamayacaksın.

Bir adım gerinde yürüyeceğim yine.

Ola ki takılıp düştüğünde, yerden kaldıran ilk ben olayım.

Buruşturup attığın kâğıtları toplayan, mürekkebi tükenen kalemini çeyiz sandıklarında saklayan; beni nerden bileceksin.

Boyum geçmezken bir elliyi, aşkına düşüp pervane olduğumu. Kazara seslenirsin diye sanarak, adımı sildiğimi, kirpiklerimin ucunda sallanıp durduğunu.

Güzelim, diyerek kandıramam kendimi. Belki de beğeneceğin son kişiyimdir, farkımda olmamanın nedenidir dış görünüşüm. Canımın içi, çok mu önemli yüz güzelliği?

Burnum eğridir biraz, bacaklarımsa çarpıktır hafiften, ama bir görsen içimi. Envaiçeşit yeşiller, salkım saçacak üzümler, bağlar bahçeler.

Yeterli cesareti toplar çıkarsam karşına bir gün, aklını kaçırmış meczup gözüyle görme. Naçizane garipliklerim bir tarafa, aslında özümde iyidir yüreğim.

Tığ teber gönlümden başka malı mülkü olmayan,

Karşılıksız bir aşkın peşinde, koştukça dizleri kanayan garibin tekiyim…

-SEMRA ŞENOL

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir