Milli Edebiyat Akımı Nedir?

Milli edebiyat hareketi olarak başlayan bu akım 20. yüzyılda  ikinci meşrutiyet dönemi ortaya çıkmıştır.  Cumhuriyet dönemine kadar süren bu akım, milliyetçi akımla ortaya atılmıştır. Genç kalemler dergisini öncülüğünü yürüttüğü bu akımı ilginç hale getiren ise hareketi savunmayan Fetr-i Atici yazarların sonrasında bu akıma ayak uydurmasıdır.  Ayak uydurmakla kalmayarak benimseyen, olumlu bir gelişme göstermesine yardımcıda olmuşlardır.

Fecr-i Ati ve Genç kalemlerin edebiyat konusunda ortak düşünce olarak buluştukları husus; Dildeki sadelik tutumu ve konu seçimidir.  Birinci Dünya savaşında güçlenip her türlü edebi eserde bir çok eser veren akımın öncüleri; Mehmet Akif Ersoy, Yahya Kemal Beyatlı, Halide Edip Adıvar, Faru Nafiz Çamlıbel, Ömer Seyfettin, Nurullah Ataç, Memduh Şevket Esendal ve daha bir çok yazar ve şairdir.

Aydın ve sanatçılara yol açan Milli edebiyat akımının ilkeleri;

  • Kullanılan dilin sade olması
  • Şiirde sadece hece ölçüsü kullanılmalı
  • Konu seçiminde ise ulusal kaynaklardan yararlanılarak, yurt sorunlarını ele almaktır.

Toplumsal yaşamın en önemli olgularından Milliyetçilik, ulusçuluktur.  Bireylerin gelişmesi ile toplum yaşamınında gelişeceği ve iyileşeceği düşünülmektedir.  Türk aydınları arasında yeterli müdavimi bulan milliyetçilik düşüncesi 1911’den itibaren yayılmaya başlayarak Genç Kalemler, Yeni Mecmua, Türk Yurdu vb. edebiyat dergilerinde ve yayımlarda yerini alır.

11 Nisan 1911’de Genç Kalemler dergisinde Ömer Seyfettin’in yazdığı ‘Yeni Lisan’ makale, yeni bir eylemin başlamasına neden oldu.  Türk Milli Edebiyatının ve aydın ve sanatçıların kümelendiği İstanbul’da Türkçe kurallarını üstün kılmak bir amaç haline geldi.

Milli Edebiyat Akımının Genel Özellikleri

  • Türkçe karşılığı bulunan Farsça ve Arapça kelimelerin kullanılmamasıdır.
  • İstanbul Türkçesini kullanmak en dikkat ettikleri özelliktir.
  • Şiirlerde tam ve zengin uyak kullanımı yanında yarım kafiyeye de yer verilmiştir.
  • Milli kaynaklara yönelmek esastır.
  • Anadolu insanın edebiyattaki yerini alması sağlanmıştır.
  • Öykü, hikaye ve romanlarda İstanbul dışında başka şehirlerin adı geçmeye başlamıştır.
  • Resmi tiyatrolar da kurulmaya başlanmıştır.
  • Toplum sorunlarına titizlikle değinilmiştir.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir