Müzmin Bekar, Hasta Olmaktan Korktuğu İçin Eldivenlerini Çıkartmayan Türk Yazar Kimdir?

20 Gösterim

Müzmin Bekar, Hasta Olmaktan Korktuğu İçin Eldivenlerini Çıkartmayan Türk Yazar Kimdir?

Türk edebiyatının 19. yüzyıl ve 20. yüzyıl başlarını yalın diliyle anlatan, sokağı edibiyata taşıyan yazar Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın ilginç ve hazin öyküsünü hiç merak ettiniz mi?

Hiç evlenmeyen ve hasta olmaktan ödü kopan Hüseyin Rahmi, 17 Ağustos 1864’de İstanbul’da gözlerini dünyaya açtı. Ne yazık ki dört buçuk yaşındayken verem hastalığına tutulan annesi gözlerinin önünde nefessiz kalarak can teslim ederken yanındaydı.  Annesi hakkında sorular soranlara yaşadığı travmayı şu sözlerle açıklıyor;

“Validem okur yazar bir kadındı. Beni dört buçuk yaşında teyzemin terbiye aguşuna bırakarak pek genç iken yirmi ikisinde hayata veda etti. Söz valideme intikal edince kalemimi tutamam, ağlamadan duramam. Çünkü kendisine pek düşkündüm. Kucağından hiç inmezdim. Çocukluğumda bütün ateşleriyle zihnime intiba etmiş birkaç levha vardır ki tahatturu beynimi daima yakar. O zaman ne olduğunu bilmediğim, itiraf lâzım gelirse hâlâ öğrenemediğim hayatın acılığı masum yanaklarımı pek insafsızca şamarlamıştı. Sızısı hâlâ gitmiyor…” 

Annesinin vefatından sonra Girit’teki babasının yanına gönderilen yazar burada ilkokula başlar.  Hüseyin Rahmi henüz altı yaşında iken babasının yeniden evlenmesi üzerine anneannesinin yanına taşınmak zorunda kalır.  Artık ne annesi ne de babası yanındadır, tek edilmiş bir çocukluk geçirecektir.

Büyük annesi ve teyzeleriyle yaşayan yazar çocukluğunun ilk dönemlerinde ele avuca sığmayan bir mizaca sahipken giderek içine kapanarak etrafındaki kişilerle arasına bir sınır çizmiştir.  Baba figürü olmadan kadınlar arasında yaşamaktan dolayı kadınlara özgü bir takım alışkanlıklar kazandığı söylenirken, örgü örmeyi sevdiği bilinmektedir.

Yemek yapmayı, örgü örmeyi, nakış işlemeyi, müziği ve estetiği derinden bir sevgiyle seven yazar, romanlarında işlediği kadın karakterlerinin iç dünyasını bu sayede gerçekçi anlatabildiği düşünülür.  Uzun bir süre önce müzeye dönüştürülen Heybeliada’da ki evinde sergilenen el işleri yazarın sıkıntısını atmak, yalnızlığını unutturmak için edindiği bir alışkanlığın eseri olarak sergileniyor.

Dönemin edebiyat çevresinden, toplumdan saklanarak inzivaya çekilmiş bir yaşam sürmeyi tercih eden Hüseyin  Rahmi Gürpınar, Heybeliada’da tepeye yaptırdığı evde yaşadı.  Kendisi gibi hiç evlenmeyen Miralay Hulûsi Bey ona eşlik ederken, hiç evlenmemesi hakkındaki soruları hep geçiştirdi.  Revik Ahmet Sevengil’in sorusuna ise baştan savma bir cevap verdi.

“Yattığım odada başka nefes istemem, sinirlenirim; bunun içindir ki misafirlikte de kalamam, diye cevap verdi.”

Romanlarında sokak insanını ve toplumu anlatırken korkusuzdu, ahlak kurallarını çiğneyen bencil karakterler yaratırken günümüz insanını en açık haliyle eleştirip incelemeyi seçerdi.  Bunun kanıtı olan “Ben Deli Miyim?” romanı tefrik edildiği dönemde tepki çekmiş ve yargılanmasına sebebiyet vermiştir.

İstanbul’un renkli, kenar mahalle insanlarını romanlarına seçen Hüseyin Rahmi Gürpınar eserlerinde aile sorunlarını, mahalle kavgalarını, toplumsal ve töresel yaşantısını mizahi gözlemci bir üslupla açıklar.  Romanları hem acıklı hem de komik enstantanelerle doludur.

Refik Ahmet Sevengil yazdığı kitabında Hüseyin Rahmi Gürpınar’ı şu sözleriyle tanımlıyor.

“Çocukluğu eski İstanbul hanımları arasında geçmiş; aradaki yarım asırdan hayli fazla olan zamana rağmen o hayatın tesirlerini jestlerinde kuvvetle muhafaza ediyor; gün görmüş, anâneye sadık, kibar bir İstanbul hanımefendisi gibi ekseriya ellerini ya dizlerinin üstünde, ya göğsünün üstünde kavuşturarak oturur; gülerken parmakları birbirine bitişip güzel bir siper haline gelen bir eli ile ağzını örter; kahkahaları küçük, sessiz ve kibardır; dudaklarında sönen gülümsemesi bir müddet de gözlerinde devam eder… Gayet iyi tentene örer, yastık işler, beyaz işi yapar…”

Halit Ziya Uşaklıgil, kalemdaşı Hüseyin Rahmi’yi severdik ama uzaktan derken şu sözlerle açıklama yapmıştır.

 “Hüseyin Rahmi yanına eldiven almadan asla sokağa çıkmazdı. Sokakta el sıkmasını sevmez, evdeki kapıları entarisinin eteği ile tutarak açardı. Belki de hayatında hiç evlenmemesinin sebebi bu idi.” 

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın kaleme aldığı Gülyabani, Ertem Eğilmez tarafından “Süt Kardeşler” ismiyle beyaz perdeye uyarlanmıştır.  Mürebbiye, Ben Deli Miyim?, Şık, Şıpsevdi, Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç, İffet,  Billur Kalp gibi bir çok eseri bulunmaktadır.

Bir süre Kütahya milletvekilliği yapan yazar münzevi bir yaşam sürdüğü Heybeliada’daki evinde 8 Mart 1944’de gözlerini kapatmıştır….

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir