NAFİLE SERMAYE

NAFİLE SERMAYE

Dipsiz kuyulara açıyorum gözlerimi, kanımdan yayılan rutubet kokusu sarmış dört bir yanımı. Günbegün değil, aşağılık saatlerin kıskacında çürüyeceğim.

Issızlığın kuraklığında, ciğerimde solan nefesimin çirkin iç yüzüyle baş başayım.

Aklımı çelmeye çalışan çirkin intihar eylemleri, benliğimdeki tüm iyi düşüncelerin katili.

Kısacık bir an tereddüt ettiğim takdirde ayağıma çelme takmaya hazır ve nazır bekliyor.

Kaçınılmaz sonu kabullenirsem, fırsat kaybetmeden Azrail düşecek peşime.

Düştüğüm kör kuyuların esaretinden kurtaracak yardım ellerini çoktan yitirdim.

Çoğunu girdiğim haksız kazanımlarda heba ettim, kimisini de bizzat kendim terk ettim.

Sevgilerle ve insanlarla olan ilişkim, yaratılışımın zararlı huysuzluğuyla kıyaslanınca yalnızlık ilk tercihim olmak zorundaydı.

Böyle bir insan olduğumun en başından farkındaydım.

Zehirli sarmaşığa benzetiyorum kendimi, çevremdekilere yarardan çok zarar veriyorum.

Hâlbuki amacım ve niyetim bu yönde değil, tek isteğim mizacıma ters düşmeden yaşayabilmek.

Çekildiğim kanyonun bucaksız görüntüsü iliklerime kadar korkmamı sağlıyor.

Evet, hala korku hissine sahibim ne yazık ki.

Duyulardan, duygulardan arınmış olmayı arzu ederdim, canım hangi ölçüde yansa, vücudumdaki kırık kemiklerin çatırdadığını duyuyorum.

Ara ara zihnimde bana işkence eden seslerde bâki.

Eskilerin kulaklarını çınlata çınlata, hatalarımı yüzüme vura vura konuşuyor.

Diyor ki; Bile isteye harcadın kendini, suçlu aramaya kalkma. Tek suçlu sensin.

Kalbin gri renklerin eseri olmuş, artık iflah olmazsın. Nafile uğraş verme.

Sermaye olarak sunduğum kalbimin ekmeği geçmiyor kursağımdan.

Demek ki, doğarken bir yanlışlığa kurban gitmiş, yolumdan saptırılmışım.

İnsan günahsız doğar derler, sarıldığım kundağın kumaşında sorun var idiyse, suçlusu ben miyim?

-SEMRA ŞENOL

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir