TATYANA VE ALEXANDER (Bronz Atlı 2)

TATYANA VE ALEXANDER (Bronz Atlı 2)

 

“Savaşçı, komutan Alexander. Suyun, ateşin ve gökyüzünün Alexander’ı. Sevgili Tanrım beni sana versin; tankların ve hendeklerin, dumanın ve kederin askerine, mutluluğumun ve özlemimin kaynağı Alexander’a. Her neredeysen seni arıyorum.”

 

II. Dünya savaşının karanlık zemininde gönülleri burkan bir aşk hikâyesi. Benliklerindeki sarsılmaz aşkın gücüyle savaşa ve ölüme kafa tutan Tatyana ve Alexander, her şeye rağmen pes etmeden sevgileri koruyabilecekler midir?

Kızıl orduda görev alan Alexander Belov’un taze gelini, karnında bebeğiyle bir anda dul kalan Tatyana.  Matemin, ölü cesetlerin üstündeki buz kütlesini üstünde kötücül yarasıyla direnen Alexander.

İkisinin de hayallerinde Arizona’nın sıcak kumlarında, güneşte tenleri kavrulurken birbirlerine ait olmak vardır.

18 yaşında hamile aynı zamanda dul kaldığına inanan Tatyana, savaşın hüküm sürdüğü topraklardan kaçıp Amerika yeni bir hayat kurmaya çalışacaktır. Lakin aklıda kalbide Alexander’ın ölmüş olabileceği gerçeğini bir türlü kabul etmemektedir.

Kalpten bağlı olduğu adamın ona ihtiyacı olduğunu tüm iliklerine kadar hisseden Tatyana, bebeği dünyaya geldiğinde Alexander’a gerçekte ne olduğunu öğrenmek için gözünü sakınmayacaktır.

Amerikan casusu olarak suçlanan, Stalin’in ölüm kampına müebbet esir düşen Alexander; hayallerinde dahi Tatyana’yı görmeye, onu elinden alacaklar korkusu yüzünden cesaret edemez.

Her şeyi bir kenara atarak sevdiği adamı kurtarmak için ölümün hüküm sürdüğü topraklara geri dönen Tatyana, Alexander’ı sapasağlam bulabileceğinden bile emin değildir.  Yine de destansı bir aşkın iz düşümü olan Tatyana ve Alexander, serinin ikinci kitabı olmakla birlikte savaşın en açık anlatıldığı kitap.

Savaşta ölmeyip esir düşenlere kamplarda uygulanan işkenceleri, açlığı, hastalığı ve sefaleti açık bir dille ifade eden yazar, aşktan öte yıkımı da sayfalarına yerleştirmiş.

Kapaktaki aşk hikayesi tanımına aldanıp kitabı romantik komedi zannetmeyin, Bronz Atlı serisi kalplerinize dokunduğu kadar, içinizi paramparça eden gerçekleriyle dünyanın gerçek yüzünü sizlere gösterecek….

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir